-40 yaşını geçmiş bir kadın asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp 'NE düşünüyorsun?' diye sormaz. Umurunda değildir çünkü NE düşündüğünüz.
-40 yaşını aşmış bir kadın TV deki maçı seyretmek istemiyorsa, söylene söylene TV'nin karşısında yanınızda oturmaz. Yapmak istediği bir şeyi yapar.Ve bu genellikle daha enteresan bir şeydir.
-40 yaşını aşmış bir kadın kendini yeterince iyi tanır ve kendinden emindir. Kim olduğunu, NE olduğunu, NE istediğini, ve kimden istediğini bilir.
-40 yaşını aşmış çok AZ kadın,onun hakkında ya da yaptıkları hakkında NE düşündüğünüzü önemser.
-40 yaş üstü kadın çoğunlukla büyük aşklara, ömür boyu sürecek bağlılıklara doymuştur. Hayatında en son ihtiyaç duyduğu şey bir başka mız mız, devamlı söylenen, NE yapacağına karışan, yapışkan bir aşıktır.
-40 yaşını aşmış kadın, ağırbaşlıdır. Bir operanın ortasında ya da pahalı bir restoranda sizinle çığlık çığlığa kavga etmesi çok nadirdir. Ha tabi hakettiyseniz, sizi vururken de hiç tereddüt etmez, sonuçlarına katlanmayı da planlayarak.
-40 yaşını aşmış kadın övgüler yağdırmakta çok bonkördür, çoğu hak edilmemiş bile olsa. Çünkü takdir edilmemenin NE olduğunu iyi bilir.
-40 yaşını aşmış kadın sizi bayan arkadaşlarıyla rahatlıkla tanıştıracak kadar kendine güvenir. Daha genç bir kadın, en iyi arkadaşını bile görmezlikten gelebilir, yanındaki adama güvenmediği için.
-40 yaşını aşmış bir kadın Kıpkırmızı bir ruj sürdüğünde bu ona çok yakışır. Ama daha genç kadınlarda böyle değildir. Çiğ durur.
-40 üstü kadınlar açık sözlü, doğrucu ve dürüsttürler. Onun için NE anlam taşıdığınızı merak etmenize gerek yoktur.
-Ne kadar geri zekalı olduğunuzu bir çırpıda açık açık söyleyiverir. Eğer bir geri zekalı gibi davrandıysanız.
-Kadınlar yaşları ilerledikçe medyumlaşırlar. Ona günah çıkarmanıza Hiç gerek yoktur. Onlar her haltınızı bilirler.. 40 yaş üstü kadınlar, sevgi ile kalın.
27 Şubat 2014 Perşembe
17 Şubat 2014 Pazartesi
ANNE VE KAYNANA FARKI
Yaşını başını almış iki eski arkadaş hanımefendi yolda karşılaşmışlar. Hal hatır sormuşlar.
Sıra çocuklarına gelmiş.
“Senin oğlan nasıl, evlendi mi?” diye sormuş biri,
“Evlendi” demiş öteki, “evlendi ama ah, sorma,
öyle bir gelin çıktı ki, felâket!..
“Sabahtan akşama çalışıyor,
evde doğru dürüst yemek pişmiyor,
yorgun olduğu zaman oğluma yemek pişirttiriyor.
Bazen sabah kahvaltısını bile oğlum hazırlıyor.
Ne dikiş var, ne ütü.
Bir kadın bulmuş, bütün işi ona yaptırtıyor.
Evde prensesler gibi oturuyor,
oğlum için özel hiçbir şey yapmıyor, çok üzgünüm, çok…”
“Vah vah” demiş arkadaşı, “peki kızın nasıl, o da evlendi mi?”…
“O da evlendi” demiş arkadaşı,
“ama o çok mutlu, öyle iyi bir damadım var ki,
kızımın elini sıcak sudan soğuk suya sokturmuyor.
Kızım çalıştığı için çok yoruluyor, çoğu akşam,
yemekleri beraber pişiriyorlar, hatta bazen damadım hazırlıyor.
İnanır mısın öyle iyi bir çocuk ki tatil günlerinde kahvaltısını kızımın yatağına götürüyor.
Bir kadın bulmuşlar, evin bütün işlerini o yapıyor,
kızım evde hiç yorulmuyor, prensesler gibi oturuyor,
kocası da ondan iş beklemiyor, çok memnunum, Çooookkkk“
23 Kasım 2013 Cumartesi
İpin Hesabı
Kasabanın birinde zengin bir tüccar yaşarmış. Öleceği vakit vasiyetinde:
'Ben mezara konulduğum gün kim gelir benimle bir gece
mezarda kalırsa ona servetimin yarısını bırakacağım.' demiş.
Çoluğu çocuğu, akrabaları servetin yarısı bırakılmasına rağmen bunu yerine getiremiyeceklerini düşünüyorlarmış. Kısa bir müddet sonra adam ölmüş.
Adamın vasiyeti kasabada zaten meşhurmuş. Bunu duyanlardan biri de kasabanın en ücrâ köşesinde yaşayan hamalmış. Adamın öldüğü haberini duyunca yakınlarına kendisinin bir gece mezarda kalabileceğini söylemiş. Bunun üzerine cenaze merasiminden sonra hamalı da adamla birlikte kabre koymuşlar.
Hamal: 'Zaten bir tane ipim bir tane de küfem var. Kaybedecek bir şeyim yok. İyi ettim de bu adamla buraya girdim. Çıktığımda kasabanın hatırı sayılır insanlarından biri olacağım.' diye düşünüyorken bir gürültü kopmuş ve dünyada daha önce hiç karşılaşmadığı yüzlere orada rastlamış.
Gelen melekler aralarında konuşuyorlarmış: 'Bu ölü olan zaten elimizde. Onu istediğimiz vakit hesaba çekebiliriz. İlk önce şu canlı olandan başlayalım.'
Adam tir tir titriyorken başlamış melekler art arda sorular sormaya: 'Söyle bakalım ey falan oğlu filan. Küfenin ipini nereden buldun? Satın aldıysan ne kadara aldın? Kimden aldın? Aldığın kişiyi dolandırdın mı? Hakiki değerinde mi verdin ücretini?'
Adamın dili dolanıyor sorulan sorulara cevaplar bulmaya çalışıyor ancak, o cevap verdikçe ip ile ilgili bir başka soru ile karşılaşıyormuş.
Gün ağarırken zengin adamın akrabaları gelmiş ve adamı mezardan çıkarmışlar:
- Artık kasabanın sayılı zenginlerindensin. Anlat bakalım bir gece mezarda kalmak nasıl bir duygu?
Hamal:
- Aman, lanet gitsin! İstemiyorum! Bütün mal mülk sizin olsun! Ben bir ipin hesabını sabaha kadar veremedim, o kadar malın hesabını kıyamete kadar veremem herhalde...
Ne kadar seversen sev, bir gün ayrılacaksın.
Ne kadar toplarsan topla, bir gün bırakacaksın.
Ne kadar yaşarsan yaşa, bir gün öleceksin.
Ne yaparsan yap, bir gün hesabını vereceksin.
Etiketler:
hesap,
ip,
küfe,
melek,
miras,
öbür dünya,
ölüm,
ölüm-kalım,
sorgu,
vasiyet
18 Ekim 2012 Perşembe
Geleceğin Suçlularını Yetiştirmenin 8 Basit Kuralı
1. Küçükken daha, çocuğa ne isterse vermeye başla!
Ki herkesin onun geçimini sağlamakla mükellef olduğuna inansın...
2. Fena sözler söylediğinde gül!
Ki, kendisinin akıllı olduğuna inansın...
3. Ona düşünmeyi, beynini kullanmayı öğretme sakın!
Bırak, on sekizine gelince kendisi karar versin...
4. Yerde bıraktığı her şeyi kaldır: kitaplarını, giysilerini, pabuçlarını...Onun için her şeyi sen
yap!
Ki sorumlulukları hep başkalarına yüklesin...
5. Onun önünde sık sık kavga et!
Ki bir gün aile parçalanırsa pek de şaşırmasın...
6. Ona istediği kadar harçlık vermekten kaçınma!
Asla kendi parasını kazanmanın ne demek olduğunu öğrenmesin...
7. Yiyecekmiş, içecekmiş, konformuş, tüm arzularını yerine getir!
Ki istediklerini her zaman elde etmeye şartlansın...
8. Komşulara, öğretmenlere, polise, vs. karşı hep onun tarafında ol!
Ki hepsine karşı önyargılarla davransın...
(Üstün Dökmen Facebook Sayfasından Alıntıdır..)
Etiketler:
çocuk,
çocuk yetiştirme,
geleceğin suçluları,
sorumluluk,
suçlu
Erkek Nasıl Delirtilir?
KADIN: Canım çok beklettimmi?
ERKEK: Önemli değil aşkım ben de gazetemi okudum.
KADIN: Merak etmedin mi?
ERKEK: Neyi?
KADIN: Tam 1 saat geç kaldım ve sen beni merak etmedin öyle mi?
ERKEK: Aslında merak ettim, hem de çok.
KADIN: O yüzden mi oturup gazeteni okudun? Ölüm ilanımı falan mı görmeyi umuyordun?
ERKEK: Ne yapsaydım, seni beklerken tırnaklarımı mı yiyecektim?
KADIN: Tabii. Bir telefon etmek aklına gelmedi değilmi? Öldümmü kaldımmı tinercilermi saldırdı?
ERKEK: Tinerciler falan saldırmamış işte.
KADIN: Pek bi kinayeli söyledin, keşke saldırsalarmış der gibi.
ERKEK: Şimdi benim anlamadığım geç kalan sensin ama, suçlu nasıl ben olabildim?
KADIN: Şöyle ki: Sen beni merak etmedin, arayıp sormadın. Aynen böyle oldu.
ERKEK: Benim bildiğim geç kalacak olan arar haber verir.
KADIN: İyikide aramamışım. Beyefendinin gazete keyfini bölecekmişim baksana.
ERKEK: Gazete okumasaydım ne saçmalayacaktın merak ettim.
KADIN: Ozaman kesin arardım.
ERKEK: Yuh! İyice saçma sapan konuşmaya başladın sen.
KADIN: İşine gelmedi galiba?
ERKEK: Bak garson geliyor, ne içersin?
KADIN: Canım birşey istemiyor.
ERKEK: çay?
KADIN: İstemiyorum.
ERKEK: Ihlamır?
KADIN: İstemiyorum dedimya.
ERKEK: Kök?
KADIN: Ne kökü?
ERKEK: Zıkkımın kökü.
KADIN: Teskin edici özelliği varsa.
ERKEK: Olmazmı..
ERKEK: Önemli değil aşkım ben de gazetemi okudum.
KADIN: Merak etmedin mi?
ERKEK: Neyi?
KADIN: Tam 1 saat geç kaldım ve sen beni merak etmedin öyle mi?
ERKEK: Aslında merak ettim, hem de çok.
KADIN: O yüzden mi oturup gazeteni okudun? Ölüm ilanımı falan mı görmeyi umuyordun?
ERKEK: Ne yapsaydım, seni beklerken tırnaklarımı mı yiyecektim?
KADIN: Tabii. Bir telefon etmek aklına gelmedi değilmi? Öldümmü kaldımmı tinercilermi saldırdı?
ERKEK: Tinerciler falan saldırmamış işte.
KADIN: Pek bi kinayeli söyledin, keşke saldırsalarmış der gibi.
ERKEK: Şimdi benim anlamadığım geç kalan sensin ama, suçlu nasıl ben olabildim?
KADIN: Şöyle ki: Sen beni merak etmedin, arayıp sormadın. Aynen böyle oldu.
ERKEK: Benim bildiğim geç kalacak olan arar haber verir.
KADIN: İyikide aramamışım. Beyefendinin gazete keyfini bölecekmişim baksana.
ERKEK: Gazete okumasaydım ne saçmalayacaktın merak ettim.
KADIN: Ozaman kesin arardım.
ERKEK: Yuh! İyice saçma sapan konuşmaya başladın sen.
KADIN: İşine gelmedi galiba?
ERKEK: Bak garson geliyor, ne içersin?
KADIN: Canım birşey istemiyor.
ERKEK: çay?
KADIN: İstemiyorum.
ERKEK: Ihlamır?
KADIN: İstemiyorum dedimya.
ERKEK: Kök?
KADIN: Ne kökü?
ERKEK: Zıkkımın kökü.
KADIN: Teskin edici özelliği varsa.
ERKEK: Olmazmı..
Etiketler:
erkek,
kadın,
kavga,
tartışma,
zıkkımın kökü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

