-40 yaşını geçmiş bir kadın asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp 'NE düşünüyorsun?' diye sormaz. Umurunda değildir çünkü NE düşündüğünüz.
-40 yaşını aşmış bir kadın TV deki maçı seyretmek istemiyorsa, söylene söylene TV'nin karşısında yanınızda oturmaz. Yapmak istediği bir şeyi yapar.Ve bu genellikle daha enteresan bir şeydir.
-40 yaşını aşmış bir kadın kendini yeterince iyi tanır ve kendinden emindir. Kim olduğunu, NE olduğunu, NE istediğini, ve kimden istediğini bilir.
-40 yaşını aşmış çok AZ kadın,onun hakkında ya da yaptıkları hakkında NE düşündüğünüzü önemser.
-40 yaş üstü kadın çoğunlukla büyük aşklara, ömür boyu sürecek bağlılıklara doymuştur. Hayatında en son ihtiyaç duyduğu şey bir başka mız mız, devamlı söylenen, NE yapacağına karışan, yapışkan bir aşıktır.
-40 yaşını aşmış kadın, ağırbaşlıdır. Bir operanın ortasında ya da pahalı bir restoranda sizinle çığlık çığlığa kavga etmesi çok nadirdir. Ha tabi hakettiyseniz, sizi vururken de hiç tereddüt etmez, sonuçlarına katlanmayı da planlayarak.
-40 yaşını aşmış kadın övgüler yağdırmakta çok bonkördür, çoğu hak edilmemiş bile olsa. Çünkü takdir edilmemenin NE olduğunu iyi bilir.
-40 yaşını aşmış kadın sizi bayan arkadaşlarıyla rahatlıkla tanıştıracak kadar kendine güvenir. Daha genç bir kadın, en iyi arkadaşını bile görmezlikten gelebilir, yanındaki adama güvenmediği için.
-40 yaşını aşmış bir kadın Kıpkırmızı bir ruj sürdüğünde bu ona çok yakışır. Ama daha genç kadınlarda böyle değildir. Çiğ durur.
-40 üstü kadınlar açık sözlü, doğrucu ve dürüsttürler. Onun için NE anlam taşıdığınızı merak etmenize gerek yoktur.
-Ne kadar geri zekalı olduğunuzu bir çırpıda açık açık söyleyiverir. Eğer bir geri zekalı gibi davrandıysanız.
-Kadınlar yaşları ilerledikçe medyumlaşırlar. Ona günah çıkarmanıza Hiç gerek yoktur. Onlar her haltınızı bilirler.. 40 yaş üstü kadınlar, sevgi ile kalın.
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Şubat 2014 Perşembe
18 Ekim 2012 Perşembe
Erkek Nasıl Delirtilir?
KADIN: Canım çok beklettimmi?
ERKEK: Önemli değil aşkım ben de gazetemi okudum.
KADIN: Merak etmedin mi?
ERKEK: Neyi?
KADIN: Tam 1 saat geç kaldım ve sen beni merak etmedin öyle mi?
ERKEK: Aslında merak ettim, hem de çok.
KADIN: O yüzden mi oturup gazeteni okudun? Ölüm ilanımı falan mı görmeyi umuyordun?
ERKEK: Ne yapsaydım, seni beklerken tırnaklarımı mı yiyecektim?
KADIN: Tabii. Bir telefon etmek aklına gelmedi değilmi? Öldümmü kaldımmı tinercilermi saldırdı?
ERKEK: Tinerciler falan saldırmamış işte.
KADIN: Pek bi kinayeli söyledin, keşke saldırsalarmış der gibi.
ERKEK: Şimdi benim anlamadığım geç kalan sensin ama, suçlu nasıl ben olabildim?
KADIN: Şöyle ki: Sen beni merak etmedin, arayıp sormadın. Aynen böyle oldu.
ERKEK: Benim bildiğim geç kalacak olan arar haber verir.
KADIN: İyikide aramamışım. Beyefendinin gazete keyfini bölecekmişim baksana.
ERKEK: Gazete okumasaydım ne saçmalayacaktın merak ettim.
KADIN: Ozaman kesin arardım.
ERKEK: Yuh! İyice saçma sapan konuşmaya başladın sen.
KADIN: İşine gelmedi galiba?
ERKEK: Bak garson geliyor, ne içersin?
KADIN: Canım birşey istemiyor.
ERKEK: çay?
KADIN: İstemiyorum.
ERKEK: Ihlamır?
KADIN: İstemiyorum dedimya.
ERKEK: Kök?
KADIN: Ne kökü?
ERKEK: Zıkkımın kökü.
KADIN: Teskin edici özelliği varsa.
ERKEK: Olmazmı..
ERKEK: Önemli değil aşkım ben de gazetemi okudum.
KADIN: Merak etmedin mi?
ERKEK: Neyi?
KADIN: Tam 1 saat geç kaldım ve sen beni merak etmedin öyle mi?
ERKEK: Aslında merak ettim, hem de çok.
KADIN: O yüzden mi oturup gazeteni okudun? Ölüm ilanımı falan mı görmeyi umuyordun?
ERKEK: Ne yapsaydım, seni beklerken tırnaklarımı mı yiyecektim?
KADIN: Tabii. Bir telefon etmek aklına gelmedi değilmi? Öldümmü kaldımmı tinercilermi saldırdı?
ERKEK: Tinerciler falan saldırmamış işte.
KADIN: Pek bi kinayeli söyledin, keşke saldırsalarmış der gibi.
ERKEK: Şimdi benim anlamadığım geç kalan sensin ama, suçlu nasıl ben olabildim?
KADIN: Şöyle ki: Sen beni merak etmedin, arayıp sormadın. Aynen böyle oldu.
ERKEK: Benim bildiğim geç kalacak olan arar haber verir.
KADIN: İyikide aramamışım. Beyefendinin gazete keyfini bölecekmişim baksana.
ERKEK: Gazete okumasaydım ne saçmalayacaktın merak ettim.
KADIN: Ozaman kesin arardım.
ERKEK: Yuh! İyice saçma sapan konuşmaya başladın sen.
KADIN: İşine gelmedi galiba?
ERKEK: Bak garson geliyor, ne içersin?
KADIN: Canım birşey istemiyor.
ERKEK: çay?
KADIN: İstemiyorum.
ERKEK: Ihlamır?
KADIN: İstemiyorum dedimya.
ERKEK: Kök?
KADIN: Ne kökü?
ERKEK: Zıkkımın kökü.
KADIN: Teskin edici özelliği varsa.
ERKEK: Olmazmı..
Etiketler:
erkek,
kadın,
kavga,
tartışma,
zıkkımın kökü
19 Ağustos 2009 Çarşamba
Ahh Kadınlar..(Fıkra)
Yasli adam ölüm dösegindeydi. .. Artik son dakikalarini yasiyordu...
Hasta yataginda yatarken birden mutfaktan gelen kokuyu duydu, en sevdigi çikolatali kurabiyelerin kokusu...
Birden gözleri aralandi, kendini ayaga kalkacak kadar güçlü hissetti...Bu sasilacak bir seydi, ölmek üzere olan adami ayaga kaldirmaya kurabiyelerin kokusu yetmisti...
Duvara tutunarak merdivenlere kadar yürüdü...Basamaklari agir agir inerken sanki mutfaga degil hayata yaklasiyor gibi heyecanliydi. . .
Nihayet mutfak kapisina kadar geldi...
Iste masanin üzerindeki tepside onlarca çikolatali kurabiye, tam karsisinda duruyordu...
Son gücüyle masaya yaklasti, o kurabiyelerden bir tane agzina atabilse sanki ömrüne ömür katilacakti. ..Bir tane almak için elini uzatti...
Ama birden karisi yetisti ve eline vurdu:
"Çek elini bakayim...
Onlar cenaze için..."
Hasta yataginda yatarken birden mutfaktan gelen kokuyu duydu, en sevdigi çikolatali kurabiyelerin kokusu...
Birden gözleri aralandi, kendini ayaga kalkacak kadar güçlü hissetti...Bu sasilacak bir seydi, ölmek üzere olan adami ayaga kaldirmaya kurabiyelerin kokusu yetmisti...
Duvara tutunarak merdivenlere kadar yürüdü...Basamaklari agir agir inerken sanki mutfaga degil hayata yaklasiyor gibi heyecanliydi. . .
Nihayet mutfak kapisina kadar geldi...
Iste masanin üzerindeki tepside onlarca çikolatali kurabiye, tam karsisinda duruyordu...
Son gücüyle masaya yaklasti, o kurabiyelerden bir tane agzina atabilse sanki ömrüne ömür katilacakti. ..Bir tane almak için elini uzatti...
Ama birden karisi yetisti ve eline vurdu:
"Çek elini bakayim...
Onlar cenaze için..."
3 Temmuz 2009 Cuma
Ah Şu Kocalar!...
Adamın biri sabah evden ise giderken ilginç bir cenaze kafilesi farkeder.
En önde yürüyen köpekli bir adam. Arkasında bir tabut ve onun 10metre arkasında bir başka tabut.
Bunları takip eden, tek sıra olmuş 200'den fazla adam....
Meraklanır. Kafilenin başındaki köpekli adam hiçkuşku yok ki cenazenin sahibidir.
Yanına yaklaşır ve sorar:
-Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?
Adam yanıtlar:
-Öndeki karım, arkadaki de kayınvalidem.
-Vah vah, başınız sağ olsun. Nasıl oldu?
-Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma gelmiş. Köpek onu da öldürmüş
.Adam biraz düşündükten sonra sorar:
-Beyefendi, köpeğinizi ödünç alabilir miyim?
-Sıraya geç!
En önde yürüyen köpekli bir adam. Arkasında bir tabut ve onun 10metre arkasında bir başka tabut.
Bunları takip eden, tek sıra olmuş 200'den fazla adam....
Meraklanır. Kafilenin başındaki köpekli adam hiçkuşku yok ki cenazenin sahibidir.
Yanına yaklaşır ve sorar:
-Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?
Adam yanıtlar:
-Öndeki karım, arkadaki de kayınvalidem.
-Vah vah, başınız sağ olsun. Nasıl oldu?
-Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma gelmiş. Köpek onu da öldürmüş
.Adam biraz düşündükten sonra sorar:
-Beyefendi, köpeğinizi ödünç alabilir miyim?
-Sıraya geç!
16 Haziran 2009 Salı
Anne Demek;
* Yenilen her lokmadan sonra alkış kıyamet koparan,şenlik havasına bürünendir.
* Çıkan her pirinç tanesi diş için tüm hısım akrabaya telefon açandır.
* Tüm hafta hayalini kurduğu pazar kahvaltısına oturup asla yiyemeden kalkandır.
* Sabaha kadar kırk sefer uyanarak,sabah kalkıp zombi gibi işe gitmektir.
* İşten eve geç gelmenin vicdan azabıyla bebeklerinin yanına kıvrılıp saatlerce koklayandır.
* Tatil yapamamanın kitabını yazandır.
* Eskiden hergün uğradığı kuaförünün yolunu unutandır.
* Çaydanlığın kapağı ile pet şişeyi kapatmaya çalışandır.
* Parça pinçik olmuş pazar gazetesini birleştirip okumaya çalışandır.
* Gecenin bir yarısı gözü kapalı süt ısıtıp,gözü kapalı geri dönendir.
* Saatlerce leblebi parmaklı ayakları öpmekten sonsuz keyif alandır.
* Temcid pilavı tadındaki baby tv yi seyretmektir.
* Bebek şef şarkısı söyleyerek,fırsat bu fırsat deyip birşeyler yedirmeye çalışmaktır.
* Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak,mısırı tanelere ayırmaktır.
* İşten yeni gelmiş ve içeri ilk adımı atmışken,"Anne atttaaaaa" sözleriyle çark edip,en yakın parkın yolunu tutmaktır.
* Anne demek bebek havuzunda yüzmektir.
* Başka bir anneyi nerede görürse görsün "Seni çok iyi anlıyorum tatlım "bakışı atandır.
* Aşı takvimini ezbere bilendir.
* Kazara kendi için alışverişe gidip nasıl olduysa bebek kıyafeti dolu poşetlerle geri dönendir.
* Ne kadar sert olursa olsun hayır demeyi beceremeyendir.
* İşe yetişmek için düğmelerini bahçede ilikleyendir.
* Uyduruk ninni besteleyendir.
* Çantasında sürekli Oyuncak kurbacık,ıslak mendil ve kreker taşıyandır.
* Son teknoloji telefonu denize atıldığında ,diken diken olmuş her bir saçına rağmen,annecim telefonlar yüzemez diyebilendir.
* Anne demek eskisinden bin kat daha güçlü olmak demektir.
* Anne demek hayatının sonuna kadar ve sonunun da ötesinde birileri için endişelenmektir.
* Anne demek iki küçük melekle,gururla,küçük dağları ben yarattım edasında yürüyebilmektir.
* Anne demek yüreyini parçalara bölüp herbir parçayı özenle onlara sunmaktır.
* Anne demek 9 ay karnında taşımak değil,ömrünün sonuna kadar yüreğinde taşımaktır.
* Çıkan her pirinç tanesi diş için tüm hısım akrabaya telefon açandır.
* Tüm hafta hayalini kurduğu pazar kahvaltısına oturup asla yiyemeden kalkandır.
* Sabaha kadar kırk sefer uyanarak,sabah kalkıp zombi gibi işe gitmektir.
* İşten eve geç gelmenin vicdan azabıyla bebeklerinin yanına kıvrılıp saatlerce koklayandır.
* Tatil yapamamanın kitabını yazandır.
* Eskiden hergün uğradığı kuaförünün yolunu unutandır.
* Çaydanlığın kapağı ile pet şişeyi kapatmaya çalışandır.
* Parça pinçik olmuş pazar gazetesini birleştirip okumaya çalışandır.
* Gecenin bir yarısı gözü kapalı süt ısıtıp,gözü kapalı geri dönendir.
* Saatlerce leblebi parmaklı ayakları öpmekten sonsuz keyif alandır.
* Temcid pilavı tadındaki baby tv yi seyretmektir.
* Bebek şef şarkısı söyleyerek,fırsat bu fırsat deyip birşeyler yedirmeye çalışmaktır.
* Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak,mısırı tanelere ayırmaktır.
* İşten yeni gelmiş ve içeri ilk adımı atmışken,"Anne atttaaaaa" sözleriyle çark edip,en yakın parkın yolunu tutmaktır.
* Anne demek bebek havuzunda yüzmektir.
* Başka bir anneyi nerede görürse görsün "Seni çok iyi anlıyorum tatlım "bakışı atandır.
* Aşı takvimini ezbere bilendir.
* Kazara kendi için alışverişe gidip nasıl olduysa bebek kıyafeti dolu poşetlerle geri dönendir.
* Ne kadar sert olursa olsun hayır demeyi beceremeyendir.
* İşe yetişmek için düğmelerini bahçede ilikleyendir.
* Uyduruk ninni besteleyendir.
* Çantasında sürekli Oyuncak kurbacık,ıslak mendil ve kreker taşıyandır.
* Son teknoloji telefonu denize atıldığında ,diken diken olmuş her bir saçına rağmen,annecim telefonlar yüzemez diyebilendir.
* Anne demek eskisinden bin kat daha güçlü olmak demektir.
* Anne demek hayatının sonuna kadar ve sonunun da ötesinde birileri için endişelenmektir.
* Anne demek iki küçük melekle,gururla,küçük dağları ben yarattım edasında yürüyebilmektir.
* Anne demek yüreyini parçalara bölüp herbir parçayı özenle onlara sunmaktır.
* Anne demek 9 ay karnında taşımak değil,ömrünün sonuna kadar yüreğinde taşımaktır.
Etiketler:
anne,
bebek,
çocuk,
fedakarlık,
güçlü kadın,
hayat,
kadın
13 Mayıs 2009 Çarşamba
Kadındır Dikkat Edin (Fıkra)
Bir kadınla bir adam ayri ayri arabalarinda giderlerken çarpisirlar. ikisinin de arabasi mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur.
Arabalarindan sürünerek çikarlar ve kadin adama bakip:
' Çok ilginç!
Sen erkeksin ben de kadın.
Arabalarimiz mahvoldu amaikimizde hiçbir sey olmadi.
Bu belki de tanisip, dost olup, hayatimizin sonuna kadar huzur içinde birlikte yasamamiz için bir isarettir' der.
Müthis heyecanlanan adam:
'Evet, galiba haklisin' diye cevap verir.
KADIN saskinlikle 'Bak, arabam hurdaya döndü ama bir sise sarap sapasaglam.
Bu kesin bir işaret. Bu sarabi içip sansimizi kutlamaliyiz 'derken, sarap sisesini adama uzatir. Adam siseyi alir, açar ve yarisini içip kadina verir.
Kadın hemen sisenin mantarini kapatip adama geri uzatir.
Bunun üstüne adam sorar:
'Sen içmeyecek misin ?'! kadin cevap verir:
'Hayir, ben polisi bekleyecegim!'
Arabalarindan sürünerek çikarlar ve kadin adama bakip:
' Çok ilginç!
Sen erkeksin ben de kadın.
Arabalarimiz mahvoldu amaikimizde hiçbir sey olmadi.
Bu belki de tanisip, dost olup, hayatimizin sonuna kadar huzur içinde birlikte yasamamiz için bir isarettir' der.
Müthis heyecanlanan adam:
'Evet, galiba haklisin' diye cevap verir.
KADIN saskinlikle 'Bak, arabam hurdaya döndü ama bir sise sarap sapasaglam.
Bu kesin bir işaret. Bu sarabi içip sansimizi kutlamaliyiz 'derken, sarap sisesini adama uzatir. Adam siseyi alir, açar ve yarisini içip kadina verir.
Kadın hemen sisenin mantarini kapatip adama geri uzatir.
Bunun üstüne adam sorar:
'Sen içmeyecek misin ?'! kadin cevap verir:
'Hayir, ben polisi bekleyecegim!'
5 Mayıs 2009 Salı
EN KISA PERİ MASALI
Günlerden birgün bir adam bir kadina 'benimle evlenir misin?' diye sordu, kadin 'hayir' dedi.
Ondan sonra da kadin heep mutluluk içinde yasadi; Rahatça aliverise gidebildi, arkadaslariyla martini içebildi, her zaman temiz bir evi oldu, kimsenin arkasını toplamadı, hiçbir zaman yemek pisirmesi gerekmedi, her zaman giysi ve ayakkabilarla dolu bir gardrobu oldu, hep zayıf kaldı ve hiç aldatılmadı .…
Ondan sonra da kadin heep mutluluk içinde yasadi; Rahatça aliverise gidebildi, arkadaslariyla martini içebildi, her zaman temiz bir evi oldu, kimsenin arkasını toplamadı, hiçbir zaman yemek pisirmesi gerekmedi, her zaman giysi ve ayakkabilarla dolu bir gardrobu oldu, hep zayıf kaldı ve hiç aldatılmadı .…
Etiketler:
adam,
evlilik,
kadın,
kısa masal,
masal,
mutluluk,
peri masalı
10 Nisan 2009 Cuma
Adamın Biri...
Adamın biri hastalanıyor. O gün canı, işe gitmek istemiyor. İçindenAllah'a şöyle bir dua edeceği tutuyor:
-'Allah'ım, her gün işe gidip 8 uzun saat boyunca evim ve eşimin rahatı için çalışıyorum. Eşim ise sadece oturuyor. Ne olur, birgün benim yerime geçip, ne kadar zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla.'Hikâye bu ya, birdenbire adamın dileği yerine geliyor. Ertesi sabah, karısının bedeninde uyanıyor.
Hemen yataktan fırlıyor
Eşinin kahvaltısını hazırlıyor. Çocuklarını uyandırıyor.
Elbiselerini hazırlıyor.
Onların da kahvaltılarını yaptırıyor.
Beslenme çantalarını hazırlıyor.
Çocukları okula götürüyor.
Eve dönüp, evi toparlıyor.§ Yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları hallediyor.
Temizleyiciye götürülecek olanları eline alıp telefon faturasını ödemek için bankaya gidip sıraya giriyor.
Faturayı ödedikten ve temizlikçiye uğradıktan sonra akşam yemeği için alışverişe gidiyor.
Eli kolu dolu bir vaziyette eve dönüyor.
Bu arada öğlen oluyor. Evi süpürmeye başlıyor.
Eşyaların tozunu alıyor.
Mutfağı siliyor. Çocuklarının okuldan gelince yiyeceği keki pişiriyor.
Eee artık çocukları okuldan alma zamanı da geliyor. Yolda onlarla sohbet ediyor.
Okulda olanlar konusunda akıl fikir veriyor.
Eve geldiklerinde derslerini kontrol edip, çalışma masalarına oturmalarını sağlıyor.
Süt ve kek getiriyor.
Bu arada yıkadığı çamaşırları ütülemesi gerekiyor.
Ütü bittiğinde ancak akşam yemeğini hazırlayacak kadar vaktinin kaldığını fark ediyor.
Hemen patatesleri soymaya başlıyor.
Salata malzemelerini yıkıyor.
Pilav için pirinci ıslatıyor.
Etleri çıkartıp, fırın için hazırlıyor.
Kocası eve geldiğinde, onu sofraya tabakları yerleştirirken buluyor.
Akşam yemeğinden sonra, önce eşinin kahvesini pişiriyor.
Masayı topluyor ve bulaşıkları hallediyor
Eşinin ve çocuklarının ertesi gün giyeceği kıyafetleri kontrol ettikten sonra çocukları yatırıyor. Onlara hikâye okuyor.
Televizyon seyretmeye ve biraz da gazete okumaya salona dönüyor ki, eşi onu yatak odasına çağırıyor. Ne de olsa, adamcağız bütüngün onlar için çalışıp, yoruldu, şimdi rahatlaması ve gevşemesi gerekiyor. Bu da zaten onun görevi.
Ertesi sabah uyandığında hemen Allah'a yalvarmaya başlıyor :
-'Allah'ım özür dilerim. Ben ne dediğimi bilmiyormuşum. Karımın hayatını rahat zannetmekle ne halt ettiğimi şimdi anladım. Lütfen beni eski halime döndür.
' Allah cevap veriyor :
-'Evet, dersini aldığını görüyorum. Her şeyi değiştireceğim ama maalesef 9 ay beklemek zorundasın, çünkü dün gece hamile kaldın.'
-'Allah'ım, her gün işe gidip 8 uzun saat boyunca evim ve eşimin rahatı için çalışıyorum. Eşim ise sadece oturuyor. Ne olur, birgün benim yerime geçip, ne kadar zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla.'Hikâye bu ya, birdenbire adamın dileği yerine geliyor. Ertesi sabah, karısının bedeninde uyanıyor.
Hemen yataktan fırlıyor
Eşinin kahvaltısını hazırlıyor. Çocuklarını uyandırıyor.
Elbiselerini hazırlıyor.
Onların da kahvaltılarını yaptırıyor.
Beslenme çantalarını hazırlıyor.
Çocukları okula götürüyor.
Eve dönüp, evi toparlıyor.§ Yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları hallediyor.
Temizleyiciye götürülecek olanları eline alıp telefon faturasını ödemek için bankaya gidip sıraya giriyor.
Faturayı ödedikten ve temizlikçiye uğradıktan sonra akşam yemeği için alışverişe gidiyor.
Eli kolu dolu bir vaziyette eve dönüyor.
Bu arada öğlen oluyor. Evi süpürmeye başlıyor.
Eşyaların tozunu alıyor.
Mutfağı siliyor. Çocuklarının okuldan gelince yiyeceği keki pişiriyor.
Eee artık çocukları okuldan alma zamanı da geliyor. Yolda onlarla sohbet ediyor.
Okulda olanlar konusunda akıl fikir veriyor.
Eve geldiklerinde derslerini kontrol edip, çalışma masalarına oturmalarını sağlıyor.
Süt ve kek getiriyor.
Bu arada yıkadığı çamaşırları ütülemesi gerekiyor.
Ütü bittiğinde ancak akşam yemeğini hazırlayacak kadar vaktinin kaldığını fark ediyor.
Hemen patatesleri soymaya başlıyor.
Salata malzemelerini yıkıyor.
Pilav için pirinci ıslatıyor.
Etleri çıkartıp, fırın için hazırlıyor.
Kocası eve geldiğinde, onu sofraya tabakları yerleştirirken buluyor.
Akşam yemeğinden sonra, önce eşinin kahvesini pişiriyor.
Masayı topluyor ve bulaşıkları hallediyor
Eşinin ve çocuklarının ertesi gün giyeceği kıyafetleri kontrol ettikten sonra çocukları yatırıyor. Onlara hikâye okuyor.
Televizyon seyretmeye ve biraz da gazete okumaya salona dönüyor ki, eşi onu yatak odasına çağırıyor. Ne de olsa, adamcağız bütüngün onlar için çalışıp, yoruldu, şimdi rahatlaması ve gevşemesi gerekiyor. Bu da zaten onun görevi.
Ertesi sabah uyandığında hemen Allah'a yalvarmaya başlıyor :
-'Allah'ım özür dilerim. Ben ne dediğimi bilmiyormuşum. Karımın hayatını rahat zannetmekle ne halt ettiğimi şimdi anladım. Lütfen beni eski halime döndür.
' Allah cevap veriyor :
-'Evet, dersini aldığını görüyorum. Her şeyi değiştireceğim ama maalesef 9 ay beklemek zorundasın, çünkü dün gece hamile kaldın.'
17 Şubat 2009 Salı
Erkekler Kadının Elini Neden Öperler?
Fransız erkeğine sormuşlar.''Kadının elini neden öpersiniz?''diye.
Fransız erkeği cevaplamış: ''Kadına saygı duyarım. Erkek ile bir bütünü tamamlar.''
İngiliz erkeğine sormuşlar. ''Kadının elini neden öpersiniz?'' diye.
İngiliz erkeği cevaplamış: ''Kadınlar kutsaldır.Hayatın devamını sağlar, doğurur.''
Tüer erkeğine sormuşlar. ''Kadının elini neden öpersiniz?''
Türk erkeği cevaplamış: ''Bir yerden başlamak lazım!!''..
Fransız erkeği cevaplamış: ''Kadına saygı duyarım. Erkek ile bir bütünü tamamlar.''
İngiliz erkeğine sormuşlar. ''Kadının elini neden öpersiniz?'' diye.
İngiliz erkeği cevaplamış: ''Kadınlar kutsaldır.Hayatın devamını sağlar, doğurur.''
Tüer erkeğine sormuşlar. ''Kadının elini neden öpersiniz?''
Türk erkeği cevaplamış: ''Bir yerden başlamak lazım!!''..
14 Ocak 2009 Çarşamba
25 Aralık 2008 Perşembe
14 Aralık 2008 Pazar
Erkekler Melektir (Fıkra)
Bir gün ormancının biri dalları nehrin üzerine sarkan ağacın dallarını keserken baltasını suya düsürür.
'Aman tanrım' diye bağırdığında TANRI belirir ve 'Ne diye bağırıyorsun?' der.
Ormancı baltasinı suya düşürdüğünü ve yaşamını sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı olduğunu söyler. TANRI suya dalar ve elinde bir altın balta ile tekrar belirir.
'Baltan bu muydu?' diye sorar.
Ormancı 'hayır' diye cevaplar. TANRI suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir balta iletekrar belirir ve yine sorar.
'Baltan bu muydu?
Ormancı yine 'hayır' diye cevaplar.TANRI suya tkrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar.
'baltan bu muydu?
Ormancı 'evet' der. Ormancının dürüstlüğü TANRI'nin çok hoşuna gider ve baltaların üçünü de kendisine verir.Ormancı mutlu bir şekilde evine döner.Bir zaman sonra ormancı eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken karısı suya düser.
Ormancı 'aman tanrım' diye bağırır. TANRI yine belirir ve sorar.
'Ne diye bağırıyorsun?'
Ormancı 'karım suya düştü' der.TANRI suya dalar ve jennifer lopez le birlikte geri döner. 'Senin karın bu mu?' diye sorar.
Ormancı 'evet' der. TANRI sinirlenmiştir.
'Yalan söylüyorsun, gerçek bu değil' der.
Ormancı 'özür dilerim TANRIM, ortada bir yanlış anlaşılma söz konusu. Eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim bu sefer Catherine Zeta-Jones ile geri dönecektin, o na da hayırdeseydim karımla döncek ve her üçünü de bana verecektin. Ben fakir bir adamım ve üç karımın sorumluluğunu taşıyabilecek durumda değilim. Jennifer Lopez e evet dememin sebebi budur....
Bu hikayeden alinacak ders :Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi ve saygın bir nedeni vardir ve bu başkalarının yararı içindir.
(Kendileri için birşey istiyorlarsa ekmek çarpsındır )
'Aman tanrım' diye bağırdığında TANRI belirir ve 'Ne diye bağırıyorsun?' der.
Ormancı baltasinı suya düşürdüğünü ve yaşamını sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı olduğunu söyler. TANRI suya dalar ve elinde bir altın balta ile tekrar belirir.
'Baltan bu muydu?' diye sorar.
Ormancı 'hayır' diye cevaplar. TANRI suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir balta iletekrar belirir ve yine sorar.
'Baltan bu muydu?
Ormancı yine 'hayır' diye cevaplar.TANRI suya tkrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar.
'baltan bu muydu?
Ormancı 'evet' der. Ormancının dürüstlüğü TANRI'nin çok hoşuna gider ve baltaların üçünü de kendisine verir.Ormancı mutlu bir şekilde evine döner.Bir zaman sonra ormancı eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken karısı suya düser.
Ormancı 'aman tanrım' diye bağırır. TANRI yine belirir ve sorar.
'Ne diye bağırıyorsun?'
Ormancı 'karım suya düştü' der.TANRI suya dalar ve jennifer lopez le birlikte geri döner. 'Senin karın bu mu?' diye sorar.
Ormancı 'evet' der. TANRI sinirlenmiştir.
'Yalan söylüyorsun, gerçek bu değil' der.
Ormancı 'özür dilerim TANRIM, ortada bir yanlış anlaşılma söz konusu. Eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim bu sefer Catherine Zeta-Jones ile geri dönecektin, o na da hayırdeseydim karımla döncek ve her üçünü de bana verecektin. Ben fakir bir adamım ve üç karımın sorumluluğunu taşıyabilecek durumda değilim. Jennifer Lopez e evet dememin sebebi budur....
Bu hikayeden alinacak ders :Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi ve saygın bir nedeni vardir ve bu başkalarının yararı içindir.
(Kendileri için birşey istiyorlarsa ekmek çarpsındır )
Etiketler:
balta,
Catherine Zeta Jones,
erkek,
Jeniffer Lopez,
kadın,
su,
tanrı
6 Ekim 2008 Pazartesi
Doğru Erkek
Kadinin biri kumsalda yürürken ayagi eski bir lambaya takilmis, kadin lambayi kumlarin içinden çikarmis,ovalamis.
Lambadan cin çikmis ve; -'Sadece bir dilek hakkin var, iyi düsün öyle dile' demis. Kadin hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çikararak: -'Bütün dünyada zulmün, savasin, açligin bitmesini istiyorum. Bu haritadaki ülkeleri görüyor musun? Bu ülkelerin birbiriyle savasmayi birakmasini, her yere barisin gelmesini diliyorum' diyivermis.
Cin haritaya bakmis ve dehsetle; - 'Tanri askina Kadin! Bu ülkeler binlerce yildir savasiyorlar. Tamam isimde iyiyim ama o kadar da degil! Bunu yapilabilecegimi sanmiyorum. Baska bir dilekte bulun' diye bagirmis.
Kadin birkaç dakika düsünmüs ve ; - 'Hayatim boyunca dogru bir erkek bulamadim. Bilirsin; hem ince düsünceli, hem dürüst, hem karizmatik , hem egl enceli biri, sevecen, ilgili ve ömür boyu sadik olacak erkek diliyorum' demis.
Cin derin derin bir iç çekmis: -Uzat şu kahrolası haritayı..!!!
Lambadan cin çikmis ve; -'Sadece bir dilek hakkin var, iyi düsün öyle dile' demis. Kadin hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çikararak: -'Bütün dünyada zulmün, savasin, açligin bitmesini istiyorum. Bu haritadaki ülkeleri görüyor musun? Bu ülkelerin birbiriyle savasmayi birakmasini, her yere barisin gelmesini diliyorum' diyivermis.
Cin haritaya bakmis ve dehsetle; - 'Tanri askina Kadin! Bu ülkeler binlerce yildir savasiyorlar. Tamam isimde iyiyim ama o kadar da degil! Bunu yapilabilecegimi sanmiyorum. Baska bir dilekte bulun' diye bagirmis.
Kadin birkaç dakika düsünmüs ve ; - 'Hayatim boyunca dogru bir erkek bulamadim. Bilirsin; hem ince düsünceli, hem dürüst, hem karizmatik , hem egl enceli biri, sevecen, ilgili ve ömür boyu sadik olacak erkek diliyorum' demis.
Cin derin derin bir iç çekmis: -Uzat şu kahrolası haritayı..!!!
12 Eylül 2008 Cuma
Doğum Günü Hediyesi (Fıkra)
3 adam oturmuş eşlerine aldıkları hediyelerden bahsediyorlarmış. Birincisi demiş ki, 'karıma öyle bir hediye aldım ki, 6 saniyede 0'dan 100'e çıkıyor.
' Diğer ikisi anlamamışlar. 'Ne aldın?' diye sormuşlar. 'Beyaz bir Porsche aldım. Çok mutlu oldu.' diye cevap vermiş.
İkinci adam demişki, 'Bende geçen doğum gününde karıma 4 saniyede 0'dan 100'e çıkan bişey almıştım.
' Hemen anlamışlar tabi ki: 'Heey, yoksa Ferrari mi aldın?' Adam gülümsemiş: Evet, kıpkırmızı bir Ferrari aldım. Gerçekten de ona çok yakıştı.'demiş.
Bu sefer üçüncü adama sormuşlar: 'Peki sen ne aldın karına?' Adam demiş ki: Ben öyle bişey aldım ki; sadece 2 saniyede 0'dan 100'e çıkıyor.
' Adamlar şaşırmışlar: 'Atıyorsun!' demişer, 'Öyle bir araba olmaz ki!' Adam cevap vermiş: 'Araba aldığımı kim söyledi? İşte bunu a ldım demiş. Ne aldığını görmek için tıklayın...
' Diğer ikisi anlamamışlar. 'Ne aldın?' diye sormuşlar. 'Beyaz bir Porsche aldım. Çok mutlu oldu.' diye cevap vermiş.
İkinci adam demişki, 'Bende geçen doğum gününde karıma 4 saniyede 0'dan 100'e çıkan bişey almıştım.
' Hemen anlamışlar tabi ki: 'Heey, yoksa Ferrari mi aldın?' Adam gülümsemiş: Evet, kıpkırmızı bir Ferrari aldım. Gerçekten de ona çok yakıştı.'demiş.
Bu sefer üçüncü adama sormuşlar: 'Peki sen ne aldın karına?' Adam demiş ki: Ben öyle bişey aldım ki; sadece 2 saniyede 0'dan 100'e çıkıyor.
' Adamlar şaşırmışlar: 'Atıyorsun!' demişer, 'Öyle bir araba olmaz ki!' Adam cevap vermiş: 'Araba aldığımı kim söyledi? İşte bunu a ldım demiş. Ne aldığını görmek için tıklayın...
21 Ağustos 2008 Perşembe
Kocanız Fazla Bilgili Olursa
Karı koca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar.Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bi yemek yiyip uykuya dalarlar.
Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam uyku sersemidir; güzel bi rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır:
''Ne oldu , ne istiyorsun?'' diye sorar.
''Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle''. Adam gökyüzüne bakr ve cevap verir:
-''Bunun içinmi uyandırdın beni?.. Baktım işte. Bir sürü yıldız görüyorum, pırıl pırıl parlayan milyonlarca yıldız.''
Karısı tekrar sorar:
''Peki bu sana neyi gösteriyor?''
Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir:
''_Teolojik olarak Allah'ın kudretini ve acizliğimizi görüyorum. Felsefi olarak evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki değersizlşiğimizi görüyorum. Astrolojik olarak, galaksilerin, yıldızların ve gezegenlerin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu görüyorum. Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum... Niye sordun bunu bana? Sana neyi gösteriyor?''
''_Necati çadırımızı çalmışlar!!!!''
Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam uyku sersemidir; güzel bi rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır:
''Ne oldu , ne istiyorsun?'' diye sorar.
''Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle''. Adam gökyüzüne bakr ve cevap verir:
-''Bunun içinmi uyandırdın beni?.. Baktım işte. Bir sürü yıldız görüyorum, pırıl pırıl parlayan milyonlarca yıldız.''
Karısı tekrar sorar:
''Peki bu sana neyi gösteriyor?''
Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir:
''_Teolojik olarak Allah'ın kudretini ve acizliğimizi görüyorum. Felsefi olarak evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki değersizlşiğimizi görüyorum. Astrolojik olarak, galaksilerin, yıldızların ve gezegenlerin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu görüyorum. Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum... Niye sordun bunu bana? Sana neyi gösteriyor?''
''_Necati çadırımızı çalmışlar!!!!''
20 Ağustos 2008 Çarşamba
Gerçek Bir Olay
California da Yaşanmış Gerçek Bir Olaydır...
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir.... Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür:
Kime: Sevgili karıma
Konu: Yeni ulaştım
Tarih: 16 Mayıs 2004
'Benden haber aldığına şaşıracağına eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey senin yarın buraya geleceğin düşünülerek hazırlanmış.Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
Not: Burası çok sıcak......
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir.... Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür:
Kime: Sevgili karıma
Konu: Yeni ulaştım
Tarih: 16 Mayıs 2004
'Benden haber aldığına şaşıracağına eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey senin yarın buraya geleceğin düşünülerek hazırlanmış.Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
Not: Burası çok sıcak......
Konuşmama Cezası (Fıkra)
Kadın ve adam evde problemler yaşamaktaydı ve birbirlerine konuşmama cezası uygulamaktaydı. Aniden adam ertesi gün karısının kendisini sabah 05:00 de iş için bir uçuşu olduğundan uyandırması gerektiğini hatırladı. Sessizliği ilk bozan ve kaybeden kendisi olmamak için, bir kağıdın üzerine: 'Lütfen beni sabah 05:00 de uyandır.' yazdı ve notu karısının bulabileceği bir yere bıraktı.
Ertesi sabah, adam uyandı ancak saatin 09:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını farketti. Çok kızdı, tam karısının onu neden uyandırmadığını soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu. Kağıtta: 'Saat 05:00, uyan' yazmaktaydı...
Erkekler bu tip yarışmalar için yeterli donanıma sahip değiller.(İstisnalar hariç)
Allah erkeği kadından önce yaratmış olabilir, ancak şaheserden önce herzaman bir kabataslak vardır:)))
Ertesi sabah, adam uyandı ancak saatin 09:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını farketti. Çok kızdı, tam karısının onu neden uyandırmadığını soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu. Kağıtta: 'Saat 05:00, uyan' yazmaktaydı...
Erkekler bu tip yarışmalar için yeterli donanıma sahip değiller.(İstisnalar hariç)
Allah erkeği kadından önce yaratmış olabilir, ancak şaheserden önce herzaman bir kabataslak vardır:)))
Yaradılış (Fıkra)
Birgün bir adam karısına sordu: -'' Aynı zamanda nasıl hem bukadar salak, hemde bukadar güzel olabildiğini anlamıyorum.''
Karısı yanıtladı: -'' Allah beni sen çekici bul diye güzel yarattı; ve Allah ben seni çekici bulayım diye salak yarattı!.''
Karısı yanıtladı: -'' Allah beni sen çekici bul diye güzel yarattı; ve Allah ben seni çekici bulayım diye salak yarattı!.''
24 Temmuz 2008 Perşembe
Üç Erkek(Fıkra)
Günün birinde üç erkek ormanda yürürken karşılarına büyük ve vahşi bir nehir çıktı. Ama erkeklerin nehrin karşı kıyısına mutlaka geçmeleri gerekiyordu. Peki bunu nasıl başaracaklardı...
Birinci erkek dizlerinin üstüne çöktü ve Allah'a dua etti: -''Allahım, lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ver.'' PPPPPPUUUUFFFFFUUUFFFF.....
Allah ona uzun kollar ve güçlü bacaklar verdi. Böylece nehrin karşı kıyısına geçebildi. Ancak bunun için 2 saat boyunca dalgalarla boğuştu ve neredeyse 3-4 kez boğulma tehlikesi geçirdi. Ama başarmıştı!!!!..
Bunu gören ikinci erkek de Allah'a dua etti: -''Allahım lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ve gerekli aracı ver.'' PPPPPPUUUUFFFFUUUUFFFF.....
Allah ona bir tekne verdi ve oda nehrin karşı kıyısına geçmeyi başardı. Ancak birkaçkez teknenin alabora olma tehlikesiyle karşılaştı...
Tüm bu olan bitenleri izleyen üçüncü erkekde dizlerinin üstüne çöktü ve Allah'a yalvardı: -'' Allahım lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç , araç ve zekayı ver.'' PPPPPOOOOFFFFUUUUFFF....
Allah erkeği bir kadına dönüştürdü. Kadın haritaya baktı. Nehrin biraz yukarısına doğru yürüdü ve köprüden karşıya geçti.......
Birinci erkek dizlerinin üstüne çöktü ve Allah'a dua etti: -''Allahım, lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ver.'' PPPPPPUUUUFFFFFUUUFFFF.....
Allah ona uzun kollar ve güçlü bacaklar verdi. Böylece nehrin karşı kıyısına geçebildi. Ancak bunun için 2 saat boyunca dalgalarla boğuştu ve neredeyse 3-4 kez boğulma tehlikesi geçirdi. Ama başarmıştı!!!!..
Bunu gören ikinci erkek de Allah'a dua etti: -''Allahım lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ve gerekli aracı ver.'' PPPPPPUUUUFFFFUUUUFFFF.....
Allah ona bir tekne verdi ve oda nehrin karşı kıyısına geçmeyi başardı. Ancak birkaçkez teknenin alabora olma tehlikesiyle karşılaştı...
Tüm bu olan bitenleri izleyen üçüncü erkekde dizlerinin üstüne çöktü ve Allah'a yalvardı: -'' Allahım lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç , araç ve zekayı ver.'' PPPPPOOOOFFFFUUUUFFF....
Allah erkeği bir kadına dönüştürdü. Kadın haritaya baktı. Nehrin biraz yukarısına doğru yürüdü ve köprüden karşıya geçti.......
22 Haziran 2008 Pazar
Kalp Krizi (Fıkra)
Kadının biri 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir hayal görüyor: Azraile ''Benim saatim geldimi?'' diye soruyor. Azrail:''Hayır, daha daha senin 43 sene ,2 ay, vede 8 günün var.'' Narkozdan uyandığında estetik yaptırmaya kara veriyor. Yüzünü gerdiriyor, dudaklarını doldurtuyor vede göğüslerini düzelttiriyor. Kısacası ' Yeniden doğmuş gibi' daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, okadar ameliyatın değdiğini düşünüyor.
Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçiyorki, ambulans çarpıyor.Ölüyor. Cennette Azrail'e soruyor:''-40 seneden fazla yaşayacağımı sanıyordum! Neden o zaman o ambulansın bana çarpmasını seğlayıp beni öldürttün?''
Azrail cevap veriyor:''- Kız ben seni tanıyamadım...''
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

